ana sayfa  

<< menü (3) >>

  piramidin içindeki sihirli güç

Tepesi Mısır semalarına yükselen muhteşem yapıtın profilleri, modern aydınlatma sistemlerinin etkisiyle göz kamaştırıyor. Bir turist rehberi ise, gelen turist kafilelerine aralıksız olarak her akşam hoparlörden "Cheops" adlı firavunun öyküsünü haykırıyor. Evet, şu an Mısır'ın Kahire şehri yakınında bulunan Cheops piramidinin dibinde oturmuş, hayretle antik çağdan bize kalan tek dünya harikasına bakıyoruz. Günümüzdeki mühendisler bile, 4500 yıl önce yaşamış olan insanların bu tip bir dev eserin yapımını, teknik ve teşkilat açısından nasıl gerçekleştirdiklerini hâlâ açıklayamıyorlar.

devamı için tıklayınız

  İstanbul'da kuşçuluk

.Kuşçuluk tabiri Türkiye'de çeşitli devirlerde farklı anlamlar taşımıştır. Osmanlı Devletinin klasik örgütlenmesinin yürürlükte olduğu daha eski devirlerde kuşçu adı daha çok doğan, atmaca gibi yırtıcı kuşları yakalayıp evcilleştirerek bunlarla av yapanlara verilirdi. Padişahın avlanması için av kuşları temin edip besleyen doğancılar önceleri yeniçeri ocağına bağlıyken daha sonra enderun halkına dahil edilmişler ve 17. yüzyılın sonuna kadar faaliyetlerini sürdürmüşlerdir. 19. yüzyıl sonlarında ise İstanbul'da kuşçu tabiriyle saka, florya gibi çeşitli ötücü kuşları kafeste besleyen meraklılar kast edilmekteydi.

devamı için tıklayınız

  demiryollarımız

Türk Demiryolu Tarihi, 1856 yılında başlar. İlk demiryolu hattı olan 130 km'lik İzmir - Aydın hattına ilk kazma bir İngiliz şirketine verilen imtiyazla bu yılda vurulmuştu. Bu hattın seçimi nedensiz değildi. İzmir-Aydın yöresi diğer yörelere göre nüfus bakımından kalabalık, ticari potansiyeli yüksek, İngiliz pazarı olmaya elverişli etnik unsurların yaşadığı, İngiliz sanayisinin gereksinim duyduğu ham maddeye kolay ulaşılabilecek bir yöreydi.

devamı için tıklayınız

  stonehenge

Büyük Britanya’da Salisbury’nin kuzeyinde Wiltshire yöresinde bulunmaktadır. Britanya adalarındaki başlıca megalit bütünü buradadır. Dikili taşlar iki daire meydana getirir. Büyük olanının çapı 32 metredir. Dış çemberindeki taşların üzerlerine yatay bloklar yerleştirilmiştir.

devamı için tıklayınız

  agora

Antik Yunan aleminin büyük sitelerinde toplum hayatının merkezidir. Ticaret ve endüstri geliştikçe, bu işle uğraşan zümreler, çalışma sahası olarak liman ve agora yakınını seçmeye başladılar. Artık evvelce toplanma yeri olan stoa ve portik’ler mübadele, depo veya satış binaları olarak kullanılıyordu. Toplum hayatında meydana gelen bu değişim mimari alanda da tesirini gösterdi mimar Hippodamos’a izafe edilen ızgara planlı şehirler yapılarak bunun sonucunda İonia tipi agoralar meydana çıkmaya başladı.

devamı için tıklayınız

  tutankhamen'in laneti

Eski Mısır Uygarlığı büyük ilgi çeken gizemini sürdürüyor. Kazılar, arkeoloji araştırmaları sürdükçe ortaya yeni bilgiler çıkıyor. Bulunan her yeni kalıntı, bilinenleri değil, bilinmeyenleri çoğaltıyor sanki. Mısır’a yaşayan en ilginç olaylardan biri de Firavun Tutankhamon’un mezarının açılmasıyla ilgiliydi. Her şey Carnavon Lordu’nun ölümüyle başladı.

devamı için tıklayınız

  yüzyıl öncesi ve sonrası; tellitabya kıyıları

Boğaz’a Karadeniz’den girip Rumeli Kavağı’nı geçer geçmez Tellitabya’ya ( bugünkü adıyla Tellibaba ) gelinir. Denir ki, boğaz’ın en güzel seyir yerlerinden biridir. Yüz yıl önceki fotoğrafta, hemen önde deniz hamamları yer alıyor. Öndeki iki hamam erkekler, arkadaki ikisi kadınlar için olmalı.

devamı için tıklayınız

  yüzyıl öncesi ve sonrası; kanlıca iskelesi

Kayığımızı akıntıya verip Anadolu yakasına, Kanlıca’ya geçiyoruz. Kanlıca deyince akla hemen yoğurdu gelir. Pek bilinmez ama yoğurt da Türklerin dünya sofralarına kattığı bir tattır. Ama Kanlıca asıl ilk yazla birlikte bülbül sesleriyle ünlüdür. Bülbül deresi diye suyu bile vardır.

devamı için tıklayınız

  yüzyıl öncesi ve sonrası; karşıda rumeli hisarı

Kanlıca sırtlarından Rumeli Hisarı’nı karşımıza alınca Aşiyan Mezarlığını ve üstte Robert Kolej’in ilk binasını görüyoruz. Surlar denizle bitişik. Sahil yolu yok. Bir yandan çarklı boğazda akıyor. Rastlantı bu ya, aynı noktadan bu kez bir feribot geçiyor.

devamı için tıklayınız

  yüzyıl öncesi ve sonrası; arnavutköy'de tekneler

Denizciler boğazın akıntılarını iyi bilir, bilmelidir de. Akıntıların en şiddetli olduğu yer Arnavutköy’de, Akıntıburnu’ndadır. Bu nedenle eskiden kayıklar Akıntıburnu’na gelince kürekler bırakılır, kıyıya ip atılır, üç-dört yedekçi bu ipe asılır, akıntıdan kurtuluncaya kadar küreklere yapışılırmış.

devamı için tıklayınız

 

 

<< menü (3) >>

ana sayfa  

internet, en geniş bilgi paylaşım ortamlarından biridir. mavilink.com, bu ortamda düşünce ve kültür amaçlı bir site olarak minicik bir damladır. ancak bu küçücük damla bile asla küçümsenmemesi gereken maddi ve manevi birçok emek harcanarak hayata geçirilmektedir. bu sebeple mavilink.com'dan beğendiğiniz bir yazının / makalenin alıntısını yaparken kaynak göstermek veya yazarın adını belirtmek etik değerler açısından önemlidir. bu konudaki hassasiyetimize saygı göstermenizi rica eder, iyi eğlenceler dileriz.

 

© mavilink.com