|
Hepimiz bu hayatın
içinde birlikte seyir eden, farklı yaradılış sebepleriyle varedilmiş
canlılarız ve bir bütünü oluşturmaktayız. Kullandığımız bedenlerin
gerekliliklerini temin etme temposu içinde, gezegeni birlikte
paylaştığımız diğer canlıların da yaşamına saygı ile uygun bir farkındalık
içinde sürdürmekteyiz bu yolculuğu.
Türlü türlü pencereler açılır, açılmaktadır bu yolculukta önümüzde. Ve her
birimiz ayrı ayrı değerlendiririz olayları, pencerelerimizden
gördüklerimizle. Aynı olayın içinde yaşarken, çoğu zaman kendi
penceremizin görüntüsünün dışında da görüntüler olabileceğini düşünemeyiz
veya düşünmek istemeyiz. Ve yaşanan olaylara kendi yorumumuzu da katarak
değerlendirmeler yapıp, ilginç sonuçlara ulaşırız kimi zaman. Zaten
elimizde her an hazır bulunan vefasızlık silgisi ile; ne, niye yapılmıştır
diye düşünmeksizin, siliveririz yaşadıklarımızı ve birlikte yaşadığımız
insanları, canlıları.
Görünenin ötesi çekmektedir bizi, aslında görülmesi gereken de budur.
Masmavi bir denizin içinde yüzerken kimi zaman dalarız diplere. Oradaki
bambaşka dünya daha da çeker bizi derinlere, güzeldir ve anlamlıdır
derinde olmak, derin olmak. Tüm bu güzellikleri derinlerde yaşarken, ara
sıra denizin yüzüne de çıkarsak eğer, orada denize yeni girenlerle hatta
hatta yüzmeyi yeni öğrenenlerle bile karşılaşabiliriz. Yaşamın amacı ise,
derinlerdeyken yüzeydekilerle bütün oluşu hissedebilmektir. Çünkü hepsi
birlikte bütünü oluşturmaktadır.
Her olay her canlıda farklı algılanır, farklı yaşanır. Çünkü kainatın
mimarı olan Sonsuz Sınırsız Görkemli Zeka, düzeni bu şekilde kurmuştur.
Olay, görünüşte aynı gibidir. Ama, yaşanan aynı olayın her insan üzerinde
bıraktığı etki farklıdır. Ya da, olayın insanlar üzerinde bıraktığı etki
aynıdır da, insanların tepkileri farklıdır. Her insanın algılama biçimi ve
etkilenme şeklinin farklılığıdır bu değişik tepkileri oluşturan.
Her insan kendi penceresinden bakmaktadır yaşama. Görüş alanının
genişliği, pencerenin büyüklüğüyle doğru orantılıdır. İnsanlar arasındaki
görüş farklılığı ise, pencerelerin açılış yönleriyle alakalıdır.
Yaşanılan aynı olaya farklı genişlikteki ve farklı yönlerdeki
pencerelerden bakan insanların, görüşleri de farklı olmaktadır.
Bir de pencere değiştirebilmek vardır. Aynı olaya, diğer pencerelerden
bakmak, kendi penceremizden daha farklı görüntüler arzeden pencereleri
bulmak ve oradan aynı olaya tekrar bakmak. Buna kısaca, kendimizi
karşımızdakinin yerine koymak da diyebiliriz. Çünkü pencere
değiştirdiğimizde, aynı olayın başka bir boyutunu görme şansımız
olacaktır.
Yürümekte olduğumuz sonsuz yolda, bize mesafe aldıran; yaşanılan ve
yaşadığımız olaylara, tüm yönleri kapsayan evrensellik penceresinden
bakmaktır. Ki o pencere, yaratılmışlar arasında hiç bir ayrım gözetmeden,
koşulsuz sevginin çıkarsızca yaşanacağı yer olan görünenin ötesine açılan
ilk penceredir.
Yaratılan her zerrenin gerekliliğinden yola çıkınca, tüm kainatın bir
bütünlük içinde olduğu hakikatiyle yüzyüze geliriz.
Kimi zaman görünenin ötesine geçebiliriz, ama çoğu zaman görünende
kalırız. Görünenin ötesine geçiş için, algı ötesi algılar kapısını
aralamak gerekmektedir. Fiziki görüşün algıları bizi sınırlamakta ve
ayırmaktadır. Gönül gözüyle bakıştaki algılar ise sınırların olmadığının
farkına vardırır bizi. Bu muhteşem ve mükemmel bir bütünlük yaşatmaktadır
tüm canlılara.
Böylece; tüm yaşanılanların ve yaşatılanların, muazzam düzendeki bir
bütünlük içinde ve mükemmel bir akışla devam ettiğini görebiliriz,
görünenin ötesinden...
Devasa boyutlardaki bu sonsuz kainatlar içinde insanın kapladığı yer, bir
iğnenin açtığı minicik bir delik izi kadardır. Ama, evrenlerin akla hayale
sığmayan sonsuzluğu karşısında galaksimizin ve dünyamızın hiçliği
çağrıştıran küçüklüğü, insanın kainatlar içindeki değerini sıfırlamaz.
Bu yüce sonsuzlukta soluk alan ve almayan her canlının, her olgunun,
evrensel, ruhani, örgüsel bir bağı, bütünlüğü ve işlevi vardır. Kainat
örgüsünün şimdilik ve belki de sonsuza değin koyu renk ilmiğini oluşturan
insan türü, kaçınılmaz bir anlam içinde vardır.
Kainatları oluşturan ve herşeyin akıl almaz bir kuyumcu işçiliği
matematiği ile akışını programlayan görkemli zekanın parçası olduğunun
bilincine ulaşan insanlar, bu evrensel iletişim ve bütünselliğin,
Görünenin Ötesi’nde bir hakikat olduğunu her an yaşamaktadır.
Kaynak : Rabia Yirmibeş. |