Yeryüzünde en çok
tanınan, herkesçe bilinen bir eseri, büyük üstat Leonardo Da Vinci'nin,
Mona Lisa tablosunu ele almak istedim bu yazıda. Mona Lisa tablosunda
betimlenmiş kişinin kimliği
kesinlikle
belirtilmemiş olmasına karşın, sanat tarihçileri
modelin kimliği ile ilgili pek çok fikir yürütmüş ve iddialarda
bulunmuşlardır. Model hakkında bilinen;
Mona
Lisa'nın, Floransalı Francesco del Giocon Gherardini'nin karısı Lisa
Gherardin olduğudur. Tabloya ilk baktığınızda Mona Lisa o kadar da güzel
görünmez. Fakat yüzündeki ifade insanı çarpar. Dudaklarının ucundan
gözlerine kadar yüzünün her noktası insana cana yakın ve aynı zamanda bir
şeyler vaat ediyormuş gibi gelir. Esrarengiz ve zarif bir gülümseme vardır
dudaklarında. Tablonun bütün büyüsü bu gülümsemedir. Ölümsüz tablonun
kahramanı Lisa, mütevazı bir ailenin kızıydı.
Ailesi
onu genç yaşta Floransa'nın en zengin adamlarından birisi olan Francesco
del Giocon Gherardini ile evlendirdi. Kocasını sevmemekle beraber onunla
mutlu olacağını umuyordu genç kadın. Bir süre sonra bir çocuk sahibi oldu.
Ancak bebek, bir hastalık sonucu öldü. Hayata küsen Lisa'nın, intihar
etmeyi düşündüğü zamanlar bile oldu. Zamanla bu bunalımdan çıktı. Kocası
onun bu durumuna üzülüyordu. Onu memnun etmek için yapmayacağı şey yoktu.
Günün birinde malikanesine Da Vinci'yi davet ederek, ondan karısının
portresini yapmasını istedi. Karısının ince
güzelliğini
ebedileştirmek istiyordu. Da Vinci, Lisa'nın manalı güzelliğine hayran
olmuştu. Sonunda sanatına layık bir model bulduğunu düşünüyordu. Bu arada
başka işler de alıyor, ancak bu portre üzerinde çalıştığı zamanlar kendini
daha farklı hissediyordu. Bu nedenle tablonun yapılması çok uzun sürdü.
Vinci resmini yapmaya başladığında Mona Lisa 21 yaşındaydı. Tablo
bittiğinde ise 27'sindeydi. Bu sürede birbirlerine karşı değişik hisler
beslemeye başlamışlardı. Beraber olduklarında şiirden, müzikten, dünyada
olup bitenlerden bahsediyorlardı. Da Vinci Lisa'yı seviyordu. Ancak ona
bunu hiç söylemedi. Mona Lisa hislerini saklamayı ve böyle bir aşkın nasıl
sonuçlanacağını bilen bir kadındı. Kocasını Leonardo'ya düşman etmenin,
zaten büyük güçlüklerle savaşan sanatçıyı nasıl zor durumda
bırakabileceğini biliyordu. Gherardini ise karısındaki değişimi fark
etmişti. Artık tabloyu bitirmesi için Da Vinci'yi sıkıştırıyordu. Tablo
bitince, Da Vinci'nin Gherardini'nin malikanesine gitmesine imkan sağlayan
neden ortadan kalkmış oldu.
Fakat
tablo asla sahibine ulaşmadı. Bunun için de iki varsayım vardır. Birisi; sanatkar,
derin bir
üzüntü içindeydi. Ancak üzüntüsünü hafifletecek hiç beklemediği bir olay
oldu. Gherardini, tabloyu almayacağını bildirdi. Bunu niçin yapmıştı?
Leonardo'yu daima teselli edecek bir hatıradan mahrum bırakmamak için mi
yoksa evinde Lisa'ya her zaman Leonardo'yu hatırlatacak bir eserin
bulunmasını istemediği için mi böyle hareket etmişti, bilinmez. Da Vinci
tablonun kendisine kalmasından memnundu. Fakat kader onu elinden aldı. Da
Vinci, Fransa'ya gittiğinde kendisine büyük bir yakınlık gösteren Fransa
Kralı I. François'ya 4 bin altın florin karşılığında tabloyu satmak
mecburiyetinde kaldı.
Kral tabloyu Amboise'da
yer alan şatosu için satın almıştır. Geçen zaman boyunca tablo sırasıyla
Fontainbleau,
Paris
ve Versailles'ı
dolaşıp nihayetinde 14. Ludwig'in koleksiyonuna dahil olmuştur.
Böylece,
Mona
Lisa, Da Vinci'nin hafızasında hep tablodaki gibi genç ve güzel kaldı.
Diğeri
ise; Da Vinci 4 senelik çalışması sonunda 1507'de Floransa'yı terkeder ve
sipariş edilen resmi sahibine vermez, yanında götürür. Bununla ilgili iki
düşünce vardır; birincisi Da Vinci'nin tabloyu tamamlayamadığı ve bu
yüzden teslim etmediğidir. İkinci düşünce ise Da Vinci'nin eseri çok
sevdiği için vermek istememesidir. Hayatı boyunca tabloyu sürekli
çantasında taşıyıp, gittiği her yere beraberinde götürmesi nedeniyle
ikinci düşünce daha mantıklıdır.
Fransız
devrimini takiben
louvre'da
sergilenmeye başlanan tabloyu
Napolyon
müzeden alıp yatak odasına asmıştır. Napolyon döneminin sona ermesini
takiben tablo Louvre'a geri dönmüştür.
21 Ağustos
1911'de Paris'teki Louvre
müzesi'nden çalındı ve bu olay, tarihin en büyük sanat soygunlarından biri
olarak nitelendirildi. İtalyan Vincenzo Peruggia, Fransız
koleksiyonlarında çok
sayıda İtalyan ressam ve heykeltıraşın eserlerinin bulunmasına içerleyerek
duruma müdahale etmeye karar verir ve Leonardo Da Vinci'nin başyapıtı
olarak nitelenen Mona Lisa'yı, sergilendiği odada yalnız olduğu bir sırada
duvardaki yerinden alıp iş gömleğinin altına sokarak müzeden çıkar.
Böylece tablo iki yıl boyunca ortadan kayboldu. Ama yine de binlerce
Fransız, bu süre boyunca duvardaki boşluğu görmek için kuyruk oluşturdu.
İki sene sonra Floransa'da ortaya çıkan tablo, İtalya'da bir kaç yerde
sergilendikten sonra, Fransa'ya iade edilmiştir.
77 cm.
x 55 cm. ebatlarındaki tablo aslında daha büyüktür fakat kadının sağında
ve solunda yer alan sütunlar sonradan kesilmiştir. Bu nedenle çoğu kişi
kadının aslında bir terasta poz verdiğinin farkında değildir.
Üzerinde
herhangi bir tarih yada imza bulunmayan bu nadide eser, müzenin birinci
katında, altı numaralı salonda bulunmaktadır. On beş metrelik dev
tablolara bile sadece ortalama üç saniye ayıran ziyaretçiler, Mona Lisa
önünde uzun kuyruklar oluşturuyorlar ve tabloyla ziyaretçiler arasında
cebelleşen güvenlik görevlilerinden fırsat bulabilirlerse, bir pop yıldızı
gibi Mona Lisa ile birlikte fotoğraf çektirmeye gayret ediyorlar. Üstelik
flaşlı çekimler yasak iken. Müze yetkilileri yakın zamanda tablo da bir
takım bozulmalar olduğunu da belirtmişler...
1956
senesinde tabloya asit dökmek suretiyle saldırılmış ve restorasyonu
seneler sürmüştür. Restorasyon sırasında tablonun büyük bir bölümü yeniden
boyanmıştır.
Bir kaç yıl önce de bir ziyaretçinin
tabloya bıçakla saldırmasından sonra, çok hassas bir malzeme üzerine
çalışılan bu değerli tablo 38.6 mm. kalınlığında bir camın arkasında, 20
derece ve yüzde 55 nem oranı ile muhafaza edilmektedir.
Mona
Lisa'nin adı bereket tanrısı Amon ve tanricasi İsis'ten
geldigi icin "amon l`isa"
şeklinde olduğu da düşünülen bir varsayımdır. Pek çok yerde sorgulandığı
ve tartışıldığı üzere Mona Lisa aslında bir dişi şahıs değil, her iki
cinsiyetin birleşiminin kavak ağacından tuale yansıması şeklinde
yorumlanır. Hatta ormanın en derin yerlerinde eşcinsel olan Leonardo Da
Vinci'nin tıpatıp kendisi olduğu tezi geliştirilmiştir.
Bu
dişi erkek uyumu olayını tamamen Da Vinci'nin
Sion
Tarikatı
liderliğiyle alakalı olarak görenler de vardır.
Tablodaki ana görüntünün altında üç
farklı görüntü daha olduğu biliniyor.
Resmin
portre bölümü alt parçası gözükmeyen bir piramit şeklindedir. Bunun nedeni
izleyicinin içinde bulunduğu kübik ortamı efektini arttırmaktır. Bu ayrıca
izleyicinin bakış açısını manzara bölümüne yöneltmektedir. İnsan figürü
koyu sarı tonlarda ve daha belirgin iken manzara bölümü
sfumatodur.
Freud'a
göre
Mona
Lisa'nın
yüzündeki gülümseme, Leonardo Da Vinci'nin çok az hatırlamasına rağmen bir
şekilde resmedebildiği annesinin gülümsemesidir.
Rönesans döneminde, antik çağdaki greco-romen sanatının realizmine ve eski
Yunan ve
Romanların insanı olabileceğinin en güzel ve ilahi güzelliğe en yakın
haliyle resmetmek tutkusuna bir geri dönüş hadisesi yer buldu ve bu
sebeple Pierro Della Francesca, Paolo Ucello gibi artistler 14. yüzyılda
perspektif arayışlarına hız verdiler. Leonardo Da Vinci ise bu arayışlara
atmosferi baz alan ve Mona Lisa tablosunda manzara üzerinde
görebileceğiniz perspektif biçimini ele aldı. Ona göre, atmosferin
etkisiyle, uzaktaki cisimler daha silik ve sisli gözükürler. Bu
sanatçının, uzağa doğru cisimleri küçülten ama onları aynen yakındakiler
kadar belirgin çizen 14. yüzyıl perspektif anlayışına cevabıdır. Bu tablo
-ki Avrupa'da La Jaconde daha tanınmış bir adıdır- bir de o meşhur
gülümseme olayı ile tanınır. Ellerin muhteşem duruşundan hanımefendinin
hamile olduğu ve bebek bekleme heyecanı ile gülümsediği sonucu bile
çıkarılmıştır.
Mona
Lisa neden balkondadır? buna da o zamanki evli hanımların sosyal hayat
yerine daha çok evde bir hayat geçirmeleri yorumu getirilmiştir. Yüzün sol
yanı da o yüzden dünyayı daha iyi tanıyamamanın verdiği sıkıntıyı ifade
edermiş. Ama aslında bu, Mona Lisa'nın arkasında uzanan manzarayı
atmosferik perspektifi daha iyi yansıtarak çizme kaygısından dolayı
olabilir, yada kişi Leonardo Da Vinci'nin olmak istediği kişiyi yansıtıyor
teorisi doğruysa, La Jaconde'un balkona kısıtlı kalması Da Vinci'nin
gerçek kimliğini topluma iyi yansıtamamasının kendisinde yarattığı
sıkıntıyı temsil ediyordur. Her ne şekilde olursa olsun, Mona Lisa yeni
çağın Madonna'sıdır. O zamana göre skandal ama gerçek bir kadın. İnsana
ilham verirken düşündürür, gözleriyle yüzyıllar sonrasının insanına soru
sorar gibi bakarken aslında bize kendisi hakkında sordurur, cevapları ise
o vermez, bizim o cevapları kendimizin bulmasını ister.
Kaynak :
İnternet üzerindeki kısa kaynaklardan derleyen; Kaan Haskan.