uzay 1999

 

1970'li yılların sonlarında siyah beyaz yayın yapan televizyon kanalımız TRT'nin yayınladığı, 1975 ile 1977 yılları arasında Londra ITC stüdyolarında çekilen muhteşem diziyi yeni kuşak arkadaşlarımız bilemeyebilirler. 1970 ve öncesi doğumlu ziyaretçilerimiz ise hemen hatırlayacaklardır. Henüz ilkokul çağlarında bir öğrenci olan ben, bu dizi başlamadan yarım saat önce televizyonumuzun karşısına geçerdim. Amacımız bir karesini bile kaçırmamak ve okuldaki arkadaşlarımız ile son bölüm hakkında çocuk kafamızla uzun uzun yorum yapmaktı. Sonradan 1994'de TRT, bu diziyi renkli olarak yayınlamaya başlamış, bir heves videoya arşivlediğim bu diziyi, birkaç bölüm sonra anlayamadığım bir sebeple yayından kaldırmıştı.

13 eylül 1999'da nükleer bir patlama sonucu dünyamızın uydusu ay, üzerinde kurulu ay üssü alfa ile yörüngesinden çıkarak, uzay boşluğunda sürüklenmeye başlamıştır. Dizinin konusu bu sürüklenme yolculuğu boyunca alfa'nın ve içerisinde ki mürettebatın başına gelen olayları kapsar.

Personelini şöyle bir hatırlayacak olursak,

Alfa'nın kaptanı John Robert Koenig (Martin Landau), alfa'nın tıp sorumlusu Dr. Helena Russell (Barbara Bain), Koenig'in yardımcısı Tony Verdeschi (Tony Anholt), yaşayan her türlü canlının şekline dönüşebilen Maya (Catherine Schell), mühendis profesör Victor Bergman (Barry Morse), astronot ve kartal pilotu Paul Morrow (Prentis Hancock), astronot ve kartal pilotu Alan Carter (Nick Tate), haberleşme sorumlusu Yasko (Yasuko Nagazumi), kumanda paneli sorumlusu Sandra Benes (Zienia Merton), bilgisayar sorumlusu David Kano (Clifton Jones) bizi o güzel anları yaşatan oyunculardan bir kaçı ...

Gelişen olaylar içerisinde her bölümde mutlaka kartal -eagle- adı verilen küçük nakil araçlarına binerlerdi. Bu araçların kapısı yanda olur, ön taraftaki kumanda bölümüne iki astronot oturur, bazen de tek astronot rahatça modülü yönetirdi.  Kalkarken çıkardığı o ses hala kulaklarımdadır. Bu kartallara ışıklar içerisinde hızla hareket eden tüp ile ulaşılırdı. Kartallarda silah da bulunur bazı bölümlerde silah ve hızlandırıcı -itici- ek üniteler bağlanırdı. Kartallar normal zamanlarda yer altındaki depolarda saklanır, havalanacağı zaman pist ay yüzeyine ağır ağır yükselirdi.

Kartalları genelde Koenig ve Tony kullanırdı. Maceraya atılan ekipte Helena ve Maya'da mutlaka bulunurdu. Dikkatimi çeken bir konu, Koenig hep 5 numaralı kartalı kullanırdı. Koenig alfa'da kalmışsa kartalın kumanda panelinde Tony'nin yanında değişmez isim Alan idi. İlginç olan personel kartala yer altındaki depoda binmez, yer altındaki pist ay yüzeyine çıktığında bir tüp içerisinde, kartalın kapısına yanaşmış bir körükle geçiş yaparlardı.

Benim bu dizide garipsediğim bir olay vardır ki, o da gerek kartallarda olsun, gerek de ay üssü alfa'da olsun kumanda odasındaki dev ekran hariç tüm haberleşme monitörleri siyah beyazdır. Teknolojinin bu denli ileri olduğu bir üste ki bu durumu yadırgamışımdır.

Bazen yabancı uzaylılarla girişilen savaşlarda kartalların biri - ikisi kaybedilir ama Kaptan Koenig hiç moralini bozmazdı. Bu olayı takiben çocuk kafamda oluşan düşüncelerden biri de bu uzay üssünde ki sarf malzemenin bir gün biteceği ve personelin o anda ne yapacağıdır. Mesela kumanda odasındaki duvarları boydan boya kaplayan bilgisayarlarda personel (özellikle Maya) ekranı olmayan bu düzen üzerinde bir iki düğmeye basar sonra bir iki biplemenin ardından, sistem yazarkasa fişi gibi uzunca bir kart dışarı atardı. Bu kartların biteceğinden korkardım ben de :)

Alfa'nın ilginç olaylarından biri de, üs personeli arasında aşka ve evliliklere sıcak bakıldığı halde kimsenin çocuk yapmaması konusunda kesin karar almış olmalarıydı. 297 kişilik personel sayılarını dondurmuşlardı.

Üst düzey personelinin bellerinde ters U şeklinde lazer tabancaları vardı. Bazen bu tabancanın gücünü bayıltıcıya ayarlarlardı. Demek ki normalde öldürücü etkisi var diye düşündürüyordu insanı...  Bir de üssün dev lazer topları vardı. Bu toplar lüzum anında ağır ağır yeraltındaki yuvalarından çıkar ve hedefe yönlendirilirdi.

Kaptan Koenig, alfa'nın doktoru Helena'ya, Helena'da Koenig'e aşıktı. 1976 yılından sonra çevrilen bölümlere katılan  Psychon'lu Maya, Tony'ye pek yüz vermese de ilgisiz değildi. Tony'nin ise Maya'ya içi giderdi. Ayrıca Tony'nin kendi odasında yaptığı ve yine kendisinden başka kimsenin hoşlanmadığı bir tür içkisi vardı. Top top kaşları ve uzun favorileri ile dikkati çeken güzel Maya'nın değişik yaratıkların şekline değişim gösterdiği bölümler ayrı bir heyecan katardı diziye.

Alfa personeli, üzerlerinde dört bir yanında monitörlerin bulunduğu kolonların bulunduğu koridorlarda dolaşmadıkları zamanlarda, solaryumlu dinlenme odalarına giderler, mayolarını giyen bayan personeller burada solarlanırdı.

Personelin bellerinde bir karış boyunda tepesinde yine siyah beyaz ekranı olan haberleşme cihazları vardı. Cihazın altında anten olduğu tahmin edilebilecek bir parmak boğumu uzunluğunda bir çıkıntısı bardı. Bugünkü gsm mantığı ile alfa içinde gerektiğinde konuşurlardı. Üzerinde numaratik tuşlarında bulunduğu bu cihazları, arayan biri olduğunda vızıldardı. Kullanmadıkları zamanlarda kemerlerine takılı olarak üzerlerinde taşırlardı.

Personelin bellerinde üç parmak kalınlığında beyaz kuşak şeklinde kemer, göğüslerinde siyah beyaz resimli kimlikleri, kollarında moonbase alpha yazılı armaları bulunur ve daima yandan fermuarlı bot türü ayakkabı giyerlerdi. Kemerlerine bazen ters U şeklindeki tabancalarını da takarlardı.

Tüm odaların kapıları yana doğru otomatik açılır, bazı kapılar için haberleşme cihazın üzerinde bir tuşa basarlardı. Böylece sadece üst düzey personelin girebileceği yer olduğu izlenimi verilirdi. Hatırladığım bir şey de haberleşme monitörlerinde siyah beyaz olanlarda bağlantı -haberleşme- yokken ay üssü alfa logosunun sabit görüldüğü idi. Kumanda odasındaki dev renkli ekranda ise herhangi bir yer ve kişinin görüntüsü aktarılmadığında alfa'nın bir krokisi sabit olarak görüntülenirdi.

Velhasıl güzel diziydi. Bu diziden aldığım hazzı bugünün gelişmiş efektlerini içeren pek çok yapımdan hala alamamaktayım. 1994 senesinde TRT'nin kısıtlı sayıda yayınladığı bölümlerini arşivimden çıkarıp seyrederim senede bir iki defa. Yurtdışında bir hayli fanatiği, web sayfaları, fan klüpleri, forum sayfaları olan bu dizi hakkında ne yazık ki Türkçe ayrıntılı bir yazıya rastlayamadım internet üzerinde. Bir dönem karton kutuda oyunu bile vardı. Bu satırları sizlerle paylaşarak, uzay 1999 televizyonlarımızda oynarken, bizim kuşağın yaşadığı o heyecan dolu anları bir nebze canlandırabilmişsem, amacıma ulaşabilmişim demektir.


Kaynak : Kaan Haskan

 

konu menüsü

 

© mavilink.com